Söyleşiler

TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Oğuz BORAT ile Yapılan Söyleşi 05.06.2018

 

1. TSK Güçlendirme Vakfı’nın ulusal savunma sanayiindeki rolü hakkında görüşleriniz?

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 yılında kuruluşundan kısa bir süre sonra (1963 yılında) başlayan olaylar neticesinde yaşanan Kıbrıs bunalımları ve ambargolar, kritik alanlarda milli imkân ve kabiliyetlere olan ihtiyacı göz önüne sererek, savunma sanayimizin millileştirilmesi ve dışarıya olan bağımlılığımızın ortadan kaldırılması ihtiyacını ortaya çıkartmış; kalıcı çözümün ancak milli kaynaklara yönelmekle mümkün olacağı anlaşılmıştır.

Bu doğrultuda kurulan TSK Güçlendirme Vakfı (TSKGV), “milli harp sanayimizin geliştirilmesi, yeni harp sanayi dallarının kurulması ve Silahlı Kuvvetlerimizin savaş gücünün arttırılmasına katkıda bulunmak” amacıyla faaliyetlerine devam etmektedir. TSKGV, Bağlı Ortaklıkları (VBO) vasıtasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine özgün sistem ve platform çözümleri sunarak ülke savunma sanayisinin gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.

Havacılık ve uzay alanında, milli güvenlik ve sivil ihtiyaçlara yönelik olarak 28 Haziran 1973 tarihinde 1784 no.lu kanunla, Türk Uçak Sanayii Anonim Ortaklığı kurulmuştur. 1984 yılında hem Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan yeni nesil savaş uçağının ülkeden teslim edilmesi, hem de havacılık sektörünün kalıcı bir şekilde tesis edilmesinin alt yapısını oluşturmak amacıyla Türk-ABD ortak yatırımı ile TAI kurulmuştur. Havacılık alanında egemen çözümler üretebilmek amacı ile 2005 yılında yabancı hisseler alınarak millileştirilen TAI, TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. adını almıştır. TUSAŞ, ANKA, HÜRKUŞ, ATAK ve GÖKTÜRK projeleri sayesinde Türk havacılık ve uzay sanayinde ilklere imza atmıştır. Bu projelerden aldığımız güç ile ülkemizin 2023 vizyonunda da yer alan Milli Muharip Uçak ve Özgün Genel Maksat Helikopteri projelerini azim ve heyecanla sürdürmekteyiz.

Türk havacılık ve uzay sektöründe lider konumda olan TUSAŞ , savunma ve havacılık sektör ihracatında da en büyük paya sahiptir. Son 10 yılda geliştirdiği ürünleriyle dünya çapında platform markası olma yolunda önemli mesafeler kat eden TUSAŞ, bugün 1 Milyar Dolar ciro ile dünya savunma firmaları sıralamasında 78’inci sırada yer almaktadır. Şirketimiz gelecek döneme yönelik hedeflerini, özgün ürünlerin ihracatını artırarak ve ürün portföyüne yeni platformlar ekleyerek, bir dünya şirketi olma yönünde belirlemiştir. 2025 yılında dünya sıralamasında ilk 30 şirket arasında yer alan, cirosu 6 Milyar Dolara ulaşan bir şirket olmayı hedefleyen TUSAŞ, 2040 yılında sıralamada ilk 15’e girmeyi ve cirosunu 11 Milyar Dolara çıkartmayı hedeflemektedir.
TSKGV Bağlı Ortalıkları her biri kendi alanında uzmanlaşmış, sektöre yön veren ana tedarikçi firmalardır. Türk savunma ve havacılık sektörünün yapısına bakıldığında en üst katmanda yer alan VBO’ların sektörümüzdeki sanayileşme faaliyetlerine önemli katkıları olduğu görülmektedir. Savunma Sanayii İcra Kurulu (SSİK) vasıtasıyla ana sistem ve platformların tasarım, imalat, modernizasyon ve ömür boyu lojistik destek faaliyetleri için görevlendirilen VBO’lar, alt yüklenici-KOBİ ağları ile birlikte çalışarak, sanayi-üniversite işbirliklerini geliştirerek söz konusu projelerin azami yerli katkı ile gerçekleştirilmesi için yoğun çaba sarf etmektedir. Bunu yaparken ayrıca büyük ölçekli mali yapıları çerçevesinde ARGE çalışmalarına kaynak ayırmakta ve kritik teknolojilere yatırım yapmaktadır. VBO’lar ileri teknoloji ve katma değer içeren savunma ve havacılık ürünlerinin ihracatı ile hem ülke ekonomisinin hem de uluslararası işbirliklerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

TSKGV, VBO’lar vasıtasıyla Türk savunma sanayiinin her alanda en büyük projelerinin ana yüklenici olarak yürütülmesi, sanayileşme, ARGE ve lojistik destek faaliyetleri ile ihracat faaliyetlerinin sorumluluğunu üstlenmiş olup, ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlamaya devam etmektedir.

2. IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı ile ilgili görüşleriniz?

Milli Savunma ve Havacılık endüstrisinin geliştirilmesi, ürünler çıkarabilmesi Türkiye’nin egemenliği açısından önem arz etmekte olup, bunun yanında endüstrinin sürdürülebilir olmasının da sağlanması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında yurt dışı tanıtım faaliyetlerinin de özel bir yeri vardır. TSKGV, firmalarımızın kabiliyetlerini tanıtmak, bunu yaparken önemli karar vericileri Türkiye’ye getirmek, ülkemiz ile ilgili olumlu algı oluşturmak amacı ile dünyanın önde gelen savunma ve havacılık etkinliklerinden olan IDEF Uluslararası Savunma Sanayii fuarını düzenlemektedir.

1993 yılından beri iki yılda bir Milli Savunma Bakanlığı’nın himaye ve desteğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın yönetim ve sorumluluğunda gerçekleştirilen IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, katılımcıların beklentilerini fevkinde karşılayan ve memnuniyet sağlayan önemli uluslararası fuarlar arasında yer almaktadır. IDEF’in İstanbul’da yapılmaya başlanması ve tanıtım için yapılan yoğun çalışmaların etkisiyle gerek katılımcı sayısı gerekse de katılımcı niteliğinde gözle görülür bir artış olmuştur. Bu vesile ile ülkemizin ve dünyanın savunma sektöründeki oyuncuları bir araya gelerek işbirliği imkânlarını daha iyi değerlendirebilmektedir. Aynı zamanda en son 2015 yılında icra edilen IDEF’e 76 ülkeden gelen delegasyonlara katılımcılar imkân ve kabiliyetlerini sergileme imkânı bulmuştur.

1993 yılında yerel ve ülkemizdeki savunma alımlarına odaklı bir fuar olan IDEF son yıllardaki atılımla küresel çapta alım makamlarının ihtiyaçlarını dikkate almanın yanı sıra ikili işbirliklerinin kurulmasına imkân veren yaklaşımıyla dünyanın en önemli 5 savunma fuarı arasına girmiştir. IDEF’in yükselen yıldızı ülkemizin savunma sanayisinin de geliştiğinin ve küreselleştiğinin bir göstergesidir.

IDEF ve kapsamındaki etkinliklerin başarısı ve ziyaretçi/katılımcı memnuniyeti hedefi doğrultusunda gerek TSKGV gerekse TÜYAP hiçbir fedakârlıktan kaçınmamakta ve her defasında daha etkileyici bir IDEF gerçekleşmesi için bütün enerjileriyle çaba sarf etmektedirler.
IDEF’in hayata geçtiği ilk günden beri fuara aralıksız katılım sağlayan TUSAŞ, son iki fuardır özgün ürünler temasıyla fuara katılarak ülkemizin havacılık alanında ulaştığı noktayı yerli ve yabancı tüm katılımcılara ve delegasyonlara sunmaktadır. IDEF’in başından sonuna kadar tüm sürecin kusursuz yürümesi ve katılımcı profiliyle TUSAŞ standı en çok ilgi gören fuar bölümlerinden birisi olmaktadır.

IDEF fuarı, Şirketimizin bir önceki soruda bahsedilen gelişme ve hedeflerinin tanıtılması ve yurt dışı pazarlara açılmasında son derece önemli bir rol oynamaktadır. TUSAŞ 2017 yılındaki IDEF fuarında da TSKGV’nın konuyla ilgili yapmakta olduğu çalışmalara destek vererek fuarın en başarılı şekilde geçmesine katkıda bulunacaktır.

3. Şirketinizde yaptığınız AR-GE çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Yüksek teknolojiye sahip az sayıdaki sanayiden biri olan ve kesintisiz Ar-Ge gerektiren havacılık ve uzay sektöründe faaliyet gösteren şirketimizin teknoloji politikası “küresel ölçekte sürdürülebilir rekabetçi avantaj sağlaması için teknolojinin temel kaldıraç olarak konumlandırılması”, teknoloji stratejisi ise “vizyon ve strateji sağlayan teknolojileri belirleyen, takip eden, entegre eden, Ar-Ge yapan ve yaptıran, dolayısıyla havacılık ve uzay eko-sistemine yön veren bir şirket olmak” olarak belirlenmiştir.
Ar-Ge alanları belirlenirken yurt içi ve yurt dışı müşteri ihtiyaçları, dünyadaki sektörel eğilimler ile bilimsel ve teknolojik gelişmeler yakından takip edilmekte, talebe dönüşmeden önce müşteri ihtiyaçlarının öngörülmesi yaklaşımı benimsenmektedir. Bu yaklaşım içerisinde, TSKGV’nin lider rolünde olduğu Kamu-Üniversite-Sanayi ve Kullanıcı çemberinden oluşan Ar-Ge ve yenilikçilik zincirinin oluşturulmasına azami önem verilmektedir. Şirketimizin geleceğe dönük eğitim/öğretim ile Ar-Ge ve Teknoloji alanlarında gelişiminde katkıda bulunmak üzere ana paydaş üniversitelerden öğretim üyelerinin yer aldığı Teknoloji Danışma Kurulu, 2013 yılı içinde oluşturulmuştur. 12 Üniversite ile Ar-Ge işbirliği protokolümüz, 2 Üniversite ile KOOP, 3 Üniversite ile ortak eğitim, 1 üniversite ile tümleşik eğitim, 7 üniversite ile SAYP İşbirliği protokolümüz bulunmaktadır.

TUSAŞ’ın Ar-Ge yoluyla gelişiminde ve yeni ürün/teknoloji geliştirerek hayata geçirmesinde 5746 sayılı kanun kapsamında yararlanılan teşvik ve destekler önemli rol oynamaktadır. Şirketimiz, 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında, Ocak 2009 tarihinden itibaren Ar-Ge Merkezi olarak faaliyetlerini yürütmeye başlamıştır. Mevcut durumda Ar-Ge merkezimizde 1000’den fazla Ar-Ge ve destek personeli çalışmakta; bununla beraber, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan ODTÜ Teknokent tesislerimizde ise 220’den fazla Ar-Ge personeli, projelerimizde yer almaktadır.

Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi çalışmalarımız, Stratejik Planlama başta olmak üzere, stratejik yönetim süreçleri ile tetiklenmektedir. Ürünlerimizin (mal/hizmet) geliştirildiği, üretildiği ve satış sonrası desteğin sağlandığı ömür devri süreçleri, Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi çalışmalarına yön veren girdiler arasında yer almaktadır. Teknolojik öncelikleri ve teknoloji yol haritasının oluşturulduğu teknoloji yönetimi süreçleri, Ar-Ge projeleri ve akademik faaliyetlerin başlatılması, yürütülmesi ve sonuçlandırılmasındaki temel etkenlerdendir. Tüm bu süreçler tek yönlü değil, etkileşimli ve yinelemeli olarak gerçekleştirilmekte; Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi süreçleri tarafından da ürün ömür devri ve stratejik yönetim süreçlerine katkı sağlanmaktadır.
Sözleşmeli projelerimiz kapsamında geliştirmekte olduğumuz özgün ürünlerimizin ve yürütmekte olduğumuz modernizasyon projelerimizin yanı sıra, Şirketimiz Ar-Ge Merkezi bünyesinde, hali hazırda, Ürün Geliştirme, Araştırma ve Teknoloji Geliştirme, Süreç Yeniliği, Organizasyonel Yenilik ve Kavram Çalışmaları olmak üzere geniş bir çeşitlilikte 50’nin üzerinde proje yürütülmektedir.

4. TUSAŞ’ın savunma ve havacılık sektörüne katkıları hakkında bilgi verir misiniz?

TUSAŞ ülkemizin uzun yıllarca hasreti olan kendi uçağını yapma arzusunu gerçekleştirmek amacı ile kurulmuştur. Bu amaca ulaşmak için, 1984 yılında hem Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan yeni nesil savaş uçağının ülkeden teslim edilmesi, hem de bu vesile ile havacılık sektörünün kalıcı bir şekilde oluşturulmasını temin etmek üzere, TUSAŞ altında TAI firması Türk-ABD yatırım ortaklığı olarak kurulmuştur. Şirketimizin ortaklık yapısı 2005 yılında değişmiş, yabancı hisselerinin Türk tarafınca satın alınmasıyla tamamen milli sermayeli bir şirket haline gelmiş, TUSAŞ ve TAI aynı çatı altında birleşmiştir. Yeniden yapılanma çerçevesinde önemli sorumluluklar üstlenen TUSAŞ, son 10 yılda çok büyük adımlar atmıştır. Defense News Top 100 (2014) listesine göre, dünya savunma ve havacılık sektöründe ilk yüz firma arasında 78. sırada olan TUSAŞ, listede daha da yükseklere çıkmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda özgün ürünlerimizin ve risk paylaşımcı ortaklıkların geliştirilmesi ile şirketimizin bulunduğu konumdan daha iyi yerlere gelmesi için çalışmaya devam ediyoruz.
Bugün itibarıyla ülkemizin savunma ve havacılık sektör ihracatında en büyük payı “havacılık ve uzay” ürünleri almaktadır. TUSAŞ’ın yarattığı katma değeri değişik şekillerde ifade edebiliriz. 4900 çalışan, havacılık ve uzay çalışmalarında deneyimli 1900 mühendis, %75’i ihracat olmak üzere 1 Milyar Dolarlık ciro, yan sanayiye verilen 2 milyon saatlik iş imkânı ile yaklaşık 1000 kişilik ayrı bir istihdam sahası ortaya çıkmaktadır. İhracatın niteliği konusuna ayrıca dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye’nin ortalama ihracat değeri 1.6$/kg iken TUSAŞ’ın 500$/kg ile 250.000$/kg arasında değişen ihracat değerlerine sahip olduğunu ve ülkemizi 2023 hedeflerine götürecek rakamların Havacılık ve Uzay gibi katma değeri yüksek alanlar olduğunu vurgulamak isterim.

Halihazırda özgün ürünlerimiz ANKA İnsansız Hava Aracı Sistemi, HÜRKUŞ Eğitim Uçağı, T129 ATAK Helikopteri ve GÖKTÜRK Uyduları ulusal ve uluslararası arenada güvenilen ve bilinen markalar haline gelmiştir. Önümüzdeki dönemde amacımız hem sayısal verilerimizle hem de ürün gamımızla daha hızlı bir büyüme gerçekleştirmek. 2025 yılına geldiğimizde, 8 Bin çalışanımızla 6 Milyar Dolar ciroya ulaşmayı; Özgün Helikopter, ANKA-S ve yeni geliştirilen ANKA’ları Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine dâhil etmeyi, GÖKTÜRK yenileme uydu projelerimizi başlatmayı ve Milli Muharip Uçak projemizde ilk uçuşu gerçekleştirmiş olmayı hedefliyoruz. 2040 yılında ise hedeflerimizi daha da yukarılara taşıyarak 10 Bini aşan çalışan ile 11 Milyar Dolar ciroya ulaşmayı planlıyoruz. Bu süre zarfında Türk Silahlı Kuvvetleri ve uluslararası pazarlar için zamanın gereksinimlerini karşılayacak yeni Helikopterler, Uçaklar, İnsansız Hava Araçları (İHA) ve Uydu Sistemleri (Gözlem, İstihbarat, Haberleşme) gibi farklı sınıflarda özgün ürünleri ürün portfoyümüze dâhil etmeyi hedefliyoruz.

2005’teki birleşmeden sonra geliştirdiği ANKA, HÜRKUŞ, ATAK ve GÖKTÜRK gibi ürünleriyle marka olma hususunda önemli mesafeler kat eden TUSAŞ, özgün projeleriyle adından söz ettiren bir dünya şirketi olma yolunda çalışmalarına devam ederken, yardımcı sanayi firmaları ve stratejik ortakları ile birlikte çalışmaya, üniversitelerle işbirliklerini geliştirmeye azami önem vermektedir.