Söyleşiler

TSKGV Genel Müdür Vekili Sadık PİYADE ile Yapılan Söyleşi 12.06.2017


Soru 1. IDEF 2017 Fuarı ile ilgili fikir ve görüşlerinizi paylaşır mısınız?

1993 yılından beri tekli yıllarda icra edilen ve bir dünya markası haline gelen IDEF Fuarı’nın 13’üncüsünü, 9-12 Mayıs 2017 tarihleri arasında başarıyla tamamlamış bulunuyoruz. IDEF 2017 Fuarına dünyanın dört bir yanından 133 heyet ve 820 firma katılmıştır. Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Fuarımız bu yıl ilk defa, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde, Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) yönetim ve sorumluluğunda organize edilmiştir. Bu durum bizi ayrıca onurlandırmış ve gücümüze güç katmıştır.

Vakıf olarak IDEF 2017 Fuarı esnasında; FIDAE, TAIS Navy Shipbuilding, Ingun Prufmittelbau Gmbh, CSIR, Quinetiq, Lockheed Martin, Optix Co, Teksan Jeneratör İç ve Dış Tic.A.Ş., Unidef Birleşik Sav.San.Tic.A.Ş., vb. savunma sanayi firmalarıyla görüşmeler yaparak, Fuarımızın tanıtımı ve Vakıf şirketleriyle olası işbirlikteliklerine yönelik katkı sağladığımızı değerlendiriyoruz.

Hemen her alanda rekorlara imza attığımız IDEF 2017 Fuarının ardından, müteakip Fuarlarda daha da başarılı olmak için tüm gayretimizle çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Soru 2. Büyük Türk Milletinin Vakfı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının Türk savunma sanayindeki yeri ve önemli göstergeleri hakkında bilgi verir misiniz?

1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtından sonra, Türk Savunma Sanayinde ihtiyaçların yerli imkânlarla karşılanmasının önemi daha iyi anlaşılmıştır. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Vakıfları’nın 3388 Sayılı Yasayla birleştirilmesi ile 26 Eylül 1987 tarihinde Vakfımız kurulmuştur.

Vakfımız, kuruluşundan bugüne kadar ulusal savunma sanayi alanında stratejik yatırımlar gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Vakıf, söz konusu yatırımlarını etkin bir şekilde yöneterek, her biri Dünyada ve ulusal alanda söz sahibi, hem yerli hem de milli şirketler konumuna ulaştırmıştır. Bu tarihten itibaren ulusal savunma sanayine yönelik adımlar daha güçlü olarak atılmaya başlanmış ve bu doğrultuda Vakıf şirketlerinin temelleri atılmıştır.

Türk Savunma Sanayinde 80’li ve 90’lı yıllar, daha çok lisans altında veya montaja dayalı ürünlerin geliştirildiği yıllardır. 2000’li yılların başından itibaren ise; Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Kullanıcı Makamlarının girişimleri ile, savunma sanayinin genelinde olduğu gibi TSKGV Bağlı Ortaklıkları (VBO) tarafından da milli ve kritik teknolojilere dayalı araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerine yoğunlaşılarak, özgün ürünlerin geliştirilmesine odaklanılmaya başlanmıştır. Bu sayede, gelinen aşama itibariyle, savunma sanayinde yerli katkı oranı yüksek özgün ürünlerin sayısı oldukça önemli bir seviyeye çıkarılmıştır.

Bugün itibariyle Türk Savunma Sanayinde;
ASELSAN, özgün ürünleri ile bir elektronik devi haline gelmiştir.
TUSAŞ, Havacılık, uydu ve uzay alanının öncüsü konumuna ulaşmıştır.
ROKETSAN, roket-füze sistemlerinin tek tasarım ve üreticisidir.
HAVELSAN, yazılım, bilişim ve sistem entegrasyon lideri olmuştur.
İŞBİR, önemli savunma ve kamu projelerine jeneratör ve alternatör temin eder konuma ulaşmıştır.
ASPİLSAN, önemli savunma sanayi sistemleri için özgün pil ve batarya bloğu ürünleri geliştirme yeteneği kazanmıştır.

Bağlı Ortaklıklarımızın Ülke savunma sanayindeki konumuna yönelik somut veriler dikkate alındığında: 2016 yılı rakamlarına göre Türk savunma sanayi genelinde gerçekleştirilen 5,9 Milyar TL Net Satışta VBO’nun payı %43, yaklaşık 2 Milyar TL olarak kaydedilen İhracatta VBO’nun payı %41’dir. Ar-Ge harcamaları incelendiğinde 1,2 Milyar TL Ar-Ge harcamasında VBO’nun payı %60 düzeyindedir.

Ayrıca 2016 yılsonu itibariyle Ülke Savunma Sanayinde istihdam edilen 35.000 personelin %40’ı VBO tarafından istihdam edilmiştir. 2016 yılında Şirketlerimizin Ar-Ge faaliyetlerinde 5.086 mühendis çalışmaktadır.

Böylelikle Büyük Türk Milletinin Vakfı olan TSKGV, ana sermayedarı olduğu altı Bağlı Ortaklığı olmak üzere, doğrudan ve dolaylı 14 Şirketinin, etkin gözetim ve stratejik yönlendirilmesini sağlamaktadır.

Türkiye’deki en büyük şirketleri, üretimden satışa göre sıralayan İstanbul Sanayi Odasının (ISO) 2016 yılı verilerini esas alarak 2017 yılında yayınladığı 500 büyük şirket sıralamasına göre; bir önceki yıl 23’üncü sırada yer alan ASELSAN 20’nci, bir önceki yıl 36’ncı sırada yer alan TUSAŞ 29’uncu sıraya, bir önceki yıl 127’nci sırada yer alan ROKETSAN 89’uncu sıraya yükselmiştir. HAVELSAN ise 293’üncü sırada yer almıştır.

Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayi şirketinin savunma sanayi satışlarına göre sıralayan Defense News 100 sıralamasında ASELSAN Dünyanın en büyük 58’inci, TUSAŞ ise 72’inci savunma sanayi firmasıdır.

Türkiye İhracat Meclisi’nin (TİM) ihracat gelirlerine göre yaptığı 2015 yılı verilerini esas alarak 2016 yılında yayınladığı şirket sıralamasında TUSAŞ 23’üncü, ASELSAN 101’inci, ROKETSAN ise 109’uncu sıradadır.

Soru 3. Vakıf Bağlı Ortaklıklarının Ar-Ge Faaliyetleri

VBO tarafından yürütülen yoğun Ar-Ge faaliyetleri, şirketlerimizin yurtiçinde teknolojinin tabana yayılması maksadıyla giderek artan seviyede alt yüklenici kullanımı ve bunun yanı sıra şirketlerimiz tarafından geliştirilen özgün ürün ve sistemlerin yurtdışına artan miktarda ihraç edilmesi sayesinde, gerek Türk Savunma Sanayine, gerekse Türk sanayine büyük katkı sağladığımızı değerlendiriyoruz.

Şirketlerimiz, gelecek ihtiyaçlarını şekillendirmek, kritik sistemleri milli imkânlarla karşılamak ve uluslararası arenada rekabet edebilirliği sağlamak amacıyla önemli Ar-Ge çalışmalarına odaklanmış bulunmaktadır. Bu kapsamda, VBO tarafından sorumlu olunan faaliyet alanlarında; TSK’nın gelecekte ihtiyaç duyacağı teknolojilerin ve sistemlerin, temininde risk öngörülen bütün alt sistem ve bileşenleri ile birlikte stratejik harekât ihtiyacını da şekillendirerek yenilikçi bir felsefe ile yerli olarak geliştirilmesi, TSKGV’nin teknoloji geliştirme stratejisinin özünü oluşturmaktadır. Bu strateji aracılığı ile şirketlerin, değer ve fark yaratabilecek teknolojileri geliştirerek, küresel pazarda da dengeli iş birliği yapabilecek konuma ulaşmaları ve rekabet güçlerini artırmaları yönünde faaliyetler sürdürülmektedir.

Projeler kapsamında yürütülen Ar-Ge faaliyetlerine ilave olarak 2015 yılsonu itibarıyla Bağlı Ortaklıkların kendi özkaynakları ile yürüttüğü 161 adet Ar-Ge projesi bulunmaktadır. Şirketlerimizin öncelikli teknoloji alanları ise; Sensör/Elektronik Sistemler, Havacılık ve Uzay, Silah Sistemleri, Bilişim ve İleri Malzeme-Enerji Teknolojileri’dir.

ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN’ın 2016 yılsonu itibariyle toplam 6 Teknokent ve 12 Ar-Ge Merkezi bulunmakta ve bu yerleşkelerde 6.177 Ar-Ge mühendisi istihdam edilmektedir.

Şirket Teknokent Sayısı Ar-Ge Merkezi Sayısı
ASELSAN 2  (ODTÜ/ İTÜ) 6
TUSAŞ 1  (ODTÜ) 1
ROKETSAN 2 (Bilkent / İstanbul) 2
HAVELSAN 1  (ODTÜ) 2
ASPİLSAN 1
TOPLAM 6 12

Turkish Time dergisinin her yıl yayımladığı “Ar-Ge 250 Araştırması” en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketler sıralamasında, 2014 yılında Türkiye’de 1’inci sırada yer alan ASELSAN, 2015 yılında da konumunu muhafaza etmiştir. Bir önceki yıla göre TUSAŞ bir basamak yükselerek 3’üncü sırayı, ROKETSAN bir basamak yükselerek 5’inci sırayı elde etmiştir. HAVELSAN da ilk defa bu sıralamaya 2015 yılında 8.inci sıradan girmiştir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2015 yılı Ar-Ge Merkezleri Performans Değerlendirmesi sıralamasında ise Savunma Sanayi Sektöründe ilk sırayı ASELSAN almıştır. Ar-Ge faaliyetlerinin milli bütçeden desteklenmesine bağlı olarak şirketlerimizin gerçekleştirdikleri toplam Ar-Ge harcamalarının içinde sağlanan teşvikler de önemli bir yer tutmaktadır.

Bağlı Ortaklıklarımızın, güvenlik güçlerimizin savaş gücünün artırılması temel amacına yönelik milli ve ileri teknoloji uygulamaları geliştirme ve yerli katkı payını arttırma çalışmaları büyük bir azim, kararlılık ve etkinlikle devam etmektedir.

Şirketlerimiz savunma, güvenlik, havacılık ve uzay endüstrilerinde sorumlu oldukları faaliyet alanlarında teknolojik derinlik kazanma, stratejik insan kaynakları uygulamaları geliştirme, özgün sistem, ürün ve çözümlerle dünya savunma sanayi endüstrisinde marka değeri oluşturma hedefleriyle, ülke savunma sanayinin geliştirilmesinde etkin rol oynamaktadır.

TSKGV 5’er yıllık Stratejik Planları kapsamında gelecekte de özgün ürünler geliştirilerek milli savunma sanayinde dışa bağımlılığı azaltmak maksadıyla, VBO’nun teknoloji olgunluk seviyelerinin yükseltilmesi hedeflenmektedir.

Soru 4. Vakıf Bağlı Ortaklıklarının İhracata Yönelik Faaliyetleri

Şirketlerimiz başlangıçta sadece donanım ve yazılım üreticisi şirketler konumunda iken, bugün özgün ürün portföylerini çeşitlendirerek sistem tasarımcısı, entegratörü ve ihracatçısı konumuna erişmişlerdir.

Rekabet altında yurtdışında kazanılan ihaleler, uluslararası rakip şirketleri Şirketlerimiz ile işbirliğine yönlendirmektedir. Söz konusu ivmenin, Ülkemizin geleceğinin güvence altına alınmasında önemli bir kuvvet çarpanı olduğu değerlendirilmektedir.

Şirketlerimizin ihracat yaptığı ülke sayısı 45’e ulaşmış, ihraç ettiği ürün çeşidi ise 25’i aşmış olup, ihracat tutarı 805 Milyon Dolara ulaşmıştır. Başlıca ihracat projeleri;

ASELSAN tarafından;

– Kazakistan Engineering firması ile Kazakistan’da bir ortak girişim şirketi kurularak, Kazakistan’ın askeri ve sivil elektronik cihaz ve sistemlerin üretilmesi, geliştirilmesi ve bakım-onarımı,
– Ürdün tedarik makamı King Abdullah Design and Development Bureau ile gece görüş cihazlarının Ürdün’de üretilmesi,
– Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Tawazun firması ile Stabilize Makineli Tüfek (STAMP) ve Stabilize Top (STOP) sistemlerinin üretimi, bakımı ve satışı,
– Suudi Arabistan kamu şirketi TAQNIA Defense and Securities Technologies şirketi ile ASELSAN arasında kurulan ortak şirket ile Radar, Elektronik Harp ve Elektro-Optik teknolojilerin tasarımı, geliştirilmesi, üretilmesi ve satışı ile Suudi Arabistan ve bölgenin ihtiyaçlarının karşılanması,
– Pakistan’da Yazılım Tabanlı V/UHF Telsiz Sözleşmesi kapsamında genel üretim çalışmaları ihracat kapsamında gerçekleştirilen önemli projelerdir.

TUSAŞ tarafından;

– A400M Nakliye Uçağı programında “Milli Sanayi Kuruluşu” olarak, katılımcı ülkelerin havacılık endüstrileri ile birlikte uçağın tasarım ve üretimine ortak olunması,
– Çok Uluslu Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) programı çerçevesinde bu güne kadar üretilen en gelişmiş savaş uçağı F-35’in orta gövdesinin ABD dışında tek kaynak olarak TUSAŞ tesislerinde üretilmesi,
– SIKORSKY Aircraft Corporation ile Genel Maksat Helikopteri kapsamında imzalanan anlaşma sonucunda Black Hawk helikopterlerinin önemli yapısal komponentlerinin üretimini gerçekleştiren az sayıdaki tedarikçilerden biri olunması ihracata yönelik önemli faaliyetlerdir.

ROKETSAN tarafından;

– Birleşik Arap Emirliklerine CİRİT Füzesi, AT-802 Airtractor Entegrasyonu, Çekili Kara Platformu Entegrasyonu ve Çekili Kara Platformu, Eğitim Simulatörü, Eğitim ve Lojistik Ekipmanlarının üretimini kapsayan TAWAZUN Projesi,
– Birleşik Arap Emirliklerine 122 mm veya 16 adet 300 mm roket atma yeteneği olan Jobaria (Canavar) Silah Sisteminin tasarım ve üretimi,
– Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan TR-107 ve TR-122 topçu roketlerinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerleşik Burkan Munition Systems Firması ile ortak üretilmesi.
– Lockheed Martin Missiles and Fire Control firması ile F-35 Projesi kapsamından imzalanan sözleşme doğrultusunda SOM-J Silah Sisteminin geliştirilmesi ve pazarlanması,
– Raytheon tarafından üçüncü ülkelere satışı gerçekleştirilen Patriot Pac-2 füzelerinin kontrol tahrik sisteminin üretimi,
– Azerbaycan Devlet Sınır Koruma Hizmetleri ihtiyacı kapsamında T-122/300 Silah Sisteminin üretimi önemli ihracat projeleridir.

HAVELSAN tarafından;

– Güney Kore’ye CN-235 Simülatörü tasarım ve üretimi,
– Pakistan ve Güney Kore’ye Elektronik Harp ve Test Eğitim Sahası (EHTES) tasarımı ve üretimi,
– Katar Silahlı Kuvvetleri’ne AW-139 Simülatör Eğitim Merkezi kurulması,
– Pakistan AGOSTA 90B Sınıf Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu projeleri gerçekleştirilen ihracat projeleri arasında yer almaktadır.

Soru 5. VBO’nun Alt Yüklenici Kullanımı

VBO tarafından yukarıda vurguladığımız yoğun Ar-Ge faaliyetlerinin yanı sıra, gerek doğrudan sağlanan istihdam, gerekse sektörde çalışan diğer şirketlerle işbirliği yapılmak ve yerli sanayiye iş verilmek suretiyle sağlanan dolaylı istihdam yoluyla ülke ekonomisine büyük katkıda bulunulmaktadır.
VBO tarafından yürütülen Alt Yüklenici Seçim/ Tedarik Süreci kapsamında;

– Kurumsal web sayfalarında onaylı tedarikçi olunmasına yönelik kriterler paylaşılmakta ve başvurular alınmakta,
– Başvurulardan gerekli koşulları sağlayan firmalar değerlendirilmekte,
– Değerlendirmesi olumlu olan firmalar alt yüklenici olarak belirlenen kriterlere göre periyodik olarak ölçülmekte,
– Alt yükleniciler yönergelerde belirlenmiş kriterlere uygunluğu sürdüremez ise tedarikçi zincirinden çıkarılmakta,
– urtiçi alt yüklenici ve yan sanayi tabanının gelişmesi ve güçlenmesi için sürekli olarak eğitim vb. faaliyetler yürütülmekte,
– VBO tarafından gerek yerli, gerekse yabancı mevcut/aday altyükleniciler ile ortak akıl toplantıları düzenlenmekte,
– Alt yüklenici seçme, değerlendirme, tetkik süreçleri ilgili yönergelere uygun olarak şeffaflıkla yürütülmektedir.
– Alt yüklenicilere yeni kabiliyetler kazandırılması, farklı iş modelleri geliştirilmesi ve iş geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik çalışmalarla sektörün ve yerli sanayinin gelişmesine katkıda bulunulmuştur. 2015 yılında yurtiçi alt yüklenici sayısı 2.365 iken 2016 yılında söz konusu sayı %41 artarak 3.332 adet yerli alt yükleniciye, yurtdışında çalışılan alt yüklenici sayısı ise 2015 yılında 2.022 iken 2016 yılında artarak 2.302 adet yabancı alt yükleniciye ulaşmıştır.

Sonuç Olarak;

Vakfımız Kuruluş Kanunu ve Vakıf Senedi gereği, gerek elde edilen kaynakları Türk Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyonunu desteklemek amacıyla projelere aktararak; gerekse yatırım yaptığı şirketler kanalıyla, Türk Savunma Sanayinin geliştirilmesine ve Ülke ekonomisine doğrudan ve dolaylı katkıda bulunmaktadır.

Kurulduğundan bu yana 30 yıl geçen TSKGV, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni güçlendirme hedefinden sapmaksızın bir yandan kendi kurumsal yapısını güçlendirirken, diğer taraftan ana sermayedarı ve/veya hisse sahibi olduğu Şirketlerinin etkin gözetim ve stratejik yönlendirilmesini sağlamakta; ve böylece Türk Savunma Sanayinin hızlı ve etkin gelişiminin sürdürülmesine katkıda bulunmaya büyük azim ve kararlılıkla devam etmektedir.

Vakıf Bağlısı Ortaklıklarımız olan adı geçen şirketlerimizin yıllara sari kalan taahhüt bazında proje tutarı 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla, bir önceki yıla göre yaklaşık %38 artarak 22 Milyar Dolar seviyesine ulaşmıştır. Görüşmeleri devam eden projelerin sözleşmeleri imzalandıkça, bu rakam daha da artacaktır.

Şirketlerimiz giderek artan ölçüde alt yüklenici kullanımına ve iş ekosistemi oluşturmaya, dolayısıyla da verimliğe ve rekabetçiliğe önem vererek, istikrarlı ve sürdürülebilir büyümeye odaklanmış bulunmaktadır.

Büyük Türk Milletinin, sınırlı kaynaklarıyla ordusunu güçlendirebilmesi için özel kanunla kurulan Vakfımız, kendisine özgü yapısı ve Şirketleri ile Türk Savunma Sanayine önemli katkı sağlayarak Ülke ekonomisinde de katkılarda bulunan bir konuma ulaşmıştır.

TSKGV, tüm bu gelişimini fedakâr, cefakâr ve cansiperane çalışan yöneticisinden işçisine tüm çalışanlarına borçludur.

Büyük Türk Milletinin teveccühü ile, Vakfımızın kuruluşundan bu güne kadar bağışlarıyla yarattığı değerin, kuruluş amacımıza uygun olarak kulllanılması ve Aziz Milletin bağışladığı her bir kuruşun; tarihimizden gelen milli anlayışımız ile örf ve adetlerimize uygun olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlenmesi amacıyla kullanılması en büyük çabamızdır